KORKMAYIN ARDADAŞLAR

93

 

Pazar günü, bir elimizin parmaklarını geçmeyen meslekdaşlarımla Keçiören Aktepe Stadı’da yerimizi almıştık. TFF 1.Lig, 8.haftanın en önemli karşılaşmalarından birisine tanıklık ediyorduk. Ankara Keçiörengücü, İstanbulspor’u ağırlıyordu. Havada bir hayli soğuktu. Ardaşlarımla içimizi ısıtan esprileri yaparken, Mustafa Öğretmenoğlu’nun düdüğünü çaldığını duyduk. Keçiörengücü maça çok iyi başladı. Maçın hemen başında Welllington’dan kaptığı topla Kone, kaleci ile karşıya kalıyor, poizyonu gole çeviremiyordu.Ardından, Süleyman Ongun’un nefis pası ile genç Barış Alper Yılmaz, nefis bir çalımla, Melih Kabasakal’dan sıyrılıp, soldan ceza sahasına girip, sert bir şutla topu kaleye gönderdi. Top yan ağlarda kaldı. İlk 15 dakika geçildiğindeKeçiörengücü, farklı, göze hoş gelen bir oyun ortaya koyuyordu.

METİN UÇAR’A DİKKAT

 

Kalede Metin Uçar, Türkiye liglerimizin çok farklı bir kalecesi… Bugüne kadar, elinden çok ayağını kullanan böyle bir eldivene rastlamadım.Nerede ise sağdan, soldan yapılan ortaları, kornerleri bile eliyle değil, göğsü ile yumuşatıp, kontrol edip, ayakları ile oyuna sokacak.Çok riskli bir anlayış olsa bile, göze çok hoş geliyor. Rakip, hep 20 metre önde, Metin’de ceza sahası çizgisi üzerinde karşılanıyor. Savunmanın kenar oyuncuları Abdülkadir Korkut ve Soner Gönül’de, hem orta saha hem de hucum organizayonlarının hep içinde oluyorlar. Son derece aktifler. Samet Akaydın ve Mert Kula, savunmanın göbeğinde son derece güven verici bir görüntü veriyorlar. Süleyman Olgun, son derece akılı bir orta saha şefi.

RAKİBE TOP GÖSTERMEDİLER

Nerede ise 20 dakika geçildiğinde rakip İstanbulspor’a top gösterilmiyor. Alıştığımız bir tempo değil. İsabetli pas yüzdesi çok fazla. İrfan Akgül ve Burak Aydın da, pozitif değerler istatistİklerine katkı sağlıyorlar. İstanbulspor bir türlü saha da yok.Sarı Siyahlı takımın , ortaya bir karakter koyamıyor ise bunun başlıca nedeni rakiplerin çok iyi futbol oynamasından kaynaklanıyor. Keçiörengücü’nün iki hamle oyuncusundan genç Barış Alper Yılmaz, bir sağdan, bir soldan , yeri geliyor ortadan sürekli rakip savunmayı bunaltıyor. Çok işler yapıyor.Diğer hücumcu Cem Ekinci, bu kez biraz tutuk. 27.dakikada İrfan Akgül’ün kaleye gönderdiği füze gibi top üst direkte adete patlıyor. Bu şut, Keçiörengücü’nün beklediği golün artık habercisi olur gibi… Bu kadar güzel bir oyunun, anlamını ve değerini ifade eden maç ,” golle süslenmeli”diyorum. Sağımdaki ve solumdaki meslekdaşlarım Yasin ve Gökalp’e…Onlar da katılıyorlar.Bu arada rakip 31 dakikada Kristal Abazaj’ın sert şutu ile, “Ben de buradayım “dese de, Keçiörengücü ‘nün şiir gibi futbolu karşısında çok çaresiz.Beklenen gol 37.dakikada nihayet geliyordu.İrfan Akgül’ün sağdan yaptığı ortayı Samet Akaydın, altıpas üzerinden şık bir kafa vuruşu ile kaleci Muhammed Alperen Uysal’ın sağından ağlara gönderip,Ankara Keçiörengücü’nü 1-0 öne geçiriyordu.

BU TEMPO İKİN YARIDA DEVAM EDER Mİ ?

İlk yarı bittiğinde maçın kritiğini yapıyoruz. Hepimiz fikir birliği yapmışcasına , “Bu sezon Ankara da seyretiĞİmiz en kaliteli maç ” diyoruz. Çok yüksek bir tempo, çok isabetli pas yüzdesi ve hucum girişimleri…Yasin ve Gökalp’e , “Bu tempo maçın 2.yasında devam eder mi ? ” diyorum. Gökalp, “Eğer bu kaltite, bu tempo ikinci yarıda devam etsin. Ben bu teknik adamı ve futbolcuları sırtımda taşırım “diyor. Başkent temsilcisi çok farklı, yüreğimize su serpen bir oyun karakteri gösteriyordu. Tabi bunda en büyük pay genç teknik adam İlker Püren’e aitti. Doğrusu son günlerde hiç bir maçın ikinci yarısını bu kadar merak etmemiştim. Unutmadan şunu da söyleyeyim, son yıllarda bir hakemin futbola bu kadar olumlu katkı sunduğunu görmedim. Mustafa Öğretmenoğlu, pozitif futbolun önemli aktörüydü.Oyunu hızını kesecek gereksiz düdükleri çalmaması,ders olarak gösterilmeli.

ROLLER DEĞİŞTİ

kinci yarı başladığında ilk gözüme çarpan, önde kurulan savunma dizilişinin biraz geride olduğu oldu. Tabi doğal olarak rakip tüm riskleri alacak. Kapılan bir topla da Keçiörengücü, savunmayı eksik yakalayacak ve golü atıp maçı koparacaktı. Bu kez roller değişmişti. Maçın hakimiyeti konuk takıma geçmişti.Tabi rakip de sıradan bir ekip değildi. Skoru koruma iç güdüsü, İstanbulspor’u cesaretlendiriyordu.Çok ciddi ataklar geliştiriyordu.gol pozisyonları yakalıyordu. Bu bölümün ilk 15 dakikasında Kristal Abazaj çok ciddi girişimlerle, mesajlar veriyordu. İlker hoca, hamle oyuncuları ile, oyunu bozmayı planlıyordu. 67.dakikada Abdülkadir Korkut’un uzun pası ile Kone ile aranan bulunmuştu. Kaleci ile karşı karşıya kalan Kone’nin aşırtma vuruşu üsten auta gidiyordu. İstabulspor tüm riskleri alıyor, oyunu rakip alana yıkıyordu. 77.dakikada soldan ceza sahasına giren Kristal Abazaj’a o kadar kalabalığın arasında Emre Uğur Uluç’un müdahalesini hakem penaltı ile cezalandırıyordu.Atışı Onur Ergül gole çevirip, skoru 1-1 yapıyordu.Maçın son 15 dakikası hamle oyuncu değişikliğine gözleri çeviriyordu. Ne Keçiörengücü ilk yarıda oynadığı iyi futbolu , ne de İstanbulspor kötü futbolu sergiliyordu.Maça 1-1 berabere bittiğinde, taraflı tarafsız hepimiz maçın hakkı “beraberlik “diyoruz.Keçiörengücü ilk yarıda müthiş bir futbol ortaya koydu. Bu lig çok zor bir lig. Keçiörengücü’de ilk 11’nin yapısını bozacak oyuncuların artması şart. Yani ciddi bir rekabet ortamı. İkincisi, hamle oyuncu denilen , sonradan oyuna giren ve etkili olan oyuncu sayısının artması şart. Orta saha ve hucumda eksikler var. Eğer İlker Piren, ilk yarıda oynadığı oyunu maçın daha ileri ki, bölümlerine taşır ise Ankara Keçiörengücü çok keyif veren bir takım olur.

SAMET’İN İSYANI

Maçın manşetini 86.dakikada başarılı savunma oyuncusu Samet Akaydın veriyordu. Tecrübeli oyuncu , “Bu kadar korkak oynamayın ” diyerek bağırması çok manidardı. Evet arkadaşlar ..Artık futbolu, bu oyunu çok farklı oynamalıyız. Bu oyun futbolseverleri tribünlerden uzaklaştırıyor. İlker Püren gibi genç beyinlerin, ilk 45 dakikada ortaya koyduğu futbolu istiyoruz.Her iki takıma da 45 dakikalık pozitif futbolu için  teşekkürler…

.

Yoruma Kapalı.